İnsanlarla İlgili Algınızı Değiştirecek 3 Psikoloji Araştırması

Kendinizle ve İnsanlarla İlgili Algınızı Değiştirecek 3 Psikoloji Araştırması

Çoğu zaman kişiliğimizin ve davranışlarımızın farkında olduğumuzu düşünürüz. Ancak, kendimiz hakkında henüz bilmediğimiz, belki de hiçbir zaman bilemeyeceğimiz birçok şey vardır. Psikoloji bilimi, bu bilinmeyenleri gün yüzüne çıkarmak için uğraşır ve insanları, dolayısıyla kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Bunu da uzun süren gözlemlerle ve araştırmalarla yapar. Bugünkü yazımızda, insanı tanıma yolculuğunda önemli rol oynayan işte bu araştırmalardan bahsedeceğiz. Şimdi, insanlara ilişkin algımızı değiştirecek bu araştırmalara bir bakalım :

Stanford Hapishane Deneyi

Stanford Hapishane Deneyi’nde, suç geçmişi olmayan 24 sağlıklı lisans öğrencisi sahte bir hapishaneye yerleştiriliyor. Öğrencilerden bazılarının gardiyan, geri kalanlarının da mahkum olarak hareket ediyor. Rollerine çabucak adapte olan öğrencilerin davranışları birkaç gün içinde şaşırtıcı şekilde değişiyor. Deney başladıktan kısa süre sonra, gardiyanlar mahkumlara hem fiziksel hem de psikolojik şiddet uygulamaya başlıyorlar. Deneyin başında normal insanlardan oluşan grup, sadist gardiyanlara ve korkak mahkumlara dönüşüyor. Bunun sonucunda da iki hafta sürmesi planlanan deney, gardiyanların şiddet içeren davranışları nedeniyle altı gün sonra sona eriyor.

Bu deney, toplumun insanlara biçtikleri rolleri farkında olmadan nasıl sahiplendiğini ve o rolün etkisinden çıkamadan, kontrolsüz bir şekilde yerine getirdiğini gösteriyor. Yayınlandığı günden beri çokça eleştirilen Stanford Hapishane Deneyi, tarihteki en ünlü psikoloji çalışmaları arasında yer alıyor.

Milgram Deneyi

Dr. Stanley Milgram ,1961 senesinde insanların otoriteye nasıl boyun eğdiklerini anlamak amacıyla bir deney tasarlıyor. Bu deneyi gerçekleştirmek için araştırmacı, öğretmen ve öğrenci olmak üzere üç farklı taraf belirliyor. Nazi kamplarından esinlenilen deneyede, araştırmacı kişi otoriteyi simgeliyor ve öğretmenin karşısındaki öğrenciye şok vermesini istiyor. Öğretmene, bu emirleri yerine getirmek zorunda olduğunu söylüyorlar ve verilmesi istenen şok kademeli olarak artıyor. Emirleri uygulamanın zorunlu olduğu söylense de öğretmenin deneyi bitirme hakkı bulunuyor. Deneyin sonunda öğretmen rolünü üstelenen katılımcıların %65’i otorite figürü tarafından istenildiğinde, bir insanı öldürebilecek olan 450 voltluk şoku öğrencilere uygulama kararı veriyor. Tabi ki kimsenin ölmesine izin verilmiyor ama katlımcıların sadece %35’i deneyi durdurma kararı alıyor.

Farklı zamanlarda yapılan birçok çalışmada da yine benzer sonuçlara ulaşılıyor. Psikoloji tarihinde önemli bir yere sahip olan Milgram Deneyi, kişilerin düşünceleri ve vicdanlarına rağmen otoritenin emirlerini yerine getirmeye olan yatkınlıklarını gözler önüne seriyor.

Bilişsel Uyumsuzluk Deneyleri

Psikolojideki en popüler teorilerden biri olan bilişsel uyumsuzluk teorisi, insanların birbiriyle çelişen düşünceler ve duygularla baş edemeyeceği fikrini öne sürer.

Bu alanda birçok deney yapılsa da en bilineni, ünlü psikolog Leon Festinger tarafından gerçekleştirilen deneydir. Festinger, katılımcılardan uzun ve sıkıcı görevleri tamamlamalarını ister. Daha sonra, görevlerden keyif aldıklarını söylemek için katılımcıların yarısına 1 dolar, diğer yarısına da 20 dolar teklif eder. Deneyin sonunda; 1 dolar verilen grup, yaptıklarının eğlenceli bir görev olduğunu söylerken bunu gerekçelendirme ihtiyacı hisseder. 20 dolar verilen gruptakiler ise yalan söylerken daha rahat davranırlar ve bunu açıklamaya ihtiyaç duymazlar. 1 dolarlık grubun yalan söylerken gerekçelere ihtiyaç duymasının sebebi bilişsel uyuşmazlıktır. Çünkü aldıkları ödül, yaşadıkları içsel çatışmayı bitirmek için yeterli değildir. Bu çatışmayı bitirmek için deneyin gerçekten eğlenceli olduğuna inanmak isterler.

Bilişsel Uyumsuzluk deneyleri bize önceki deneylerden daha çok şey öğretir. Çünkü, birçoğumuz verdiğimiz kararları haklı çıkarmak için kendimize yalanlar söyleriz. Bu durumun farkına varmak hatalarımızla yüzleşmemize ve davranışlarımızı değiştirmemize yardımcı olur.

İnsanlar olarak zihnimiz hakkında ne kadar az şey bildiğimizi gösteren daha birçok deney var. Bugün bunlardan birkaç tanesine değinmeye çalıştık. Umarız, insan zihnini tanıma konusunda size yardımcı olabilmişizdir. Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.