Karantina Sürecinin Hayatımıza Olumlu ve Olumsuz 7 Etkisi

Pandemi, hepimizin bildiği gibi yaşam tarzımızı değiştirdi ve bizi farklı şekillerde yaşamaya zorladı. Büyük çoğunluğumuz ilk başlarda zorlana da zamanla durumu kabul ettik ve uyum sağlamaya çalıştık. Günlük hayatta yaptığımız birçok şeyi artık çevrimiçi ortamlarda yapmaya başladı ve yaşadığımız bu dijital dönüşüm, işimizi ya da eğitimimizi bir şekilde devam ettirmemizi sağladı. Buna karşın, karantina sürecinin neden olduğu ve çoğu kişi için uyum sağlamanın daha zor olduğu bir durum ortaya çıktı. Yalnızlık. Beklenmedik bir şekilde içinde kaldığımız bu durum, hepimizi farklı şekillerde etkiledi. Biz de bugünkü yazımızda, karantina sürecinde yaşadığımız yalnızlığın akıl ve ruh sağlığımız üzerindeki etkilerinin neler olduğuna bakmak istedik. Şimdi olumlu ve olumsuz olarak ayırdığımız bu etkilere bir göz atalım:

Sosyal İzolasyonun Olumlu Etkileri

Yaratıcı Fikirlere Zemin Hazırlar

Yalnız kalmak, yaratıcı düşüncenin oluşmasına yardımcı olan şeylerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Araştırmacılar da insanların tek başına kaldıklarında kavramları daha iyi anladığını ve daha iyi fikirler ürettiklerini öne sürüyorlar. Yapılan bu çalışmalar, takım çalışması veya beyin fırtınası gibi popüler kavramlara aykırı gözükse de tarihteki en büyük ve en yenilikçi fikirlerin birçoğu yalnız insanlar tarafından üretildiği biliniyor. Ünlü bilim adamı Nikola Tesla kendisi ile yapılan bir röportajda bu konudan şu sözleri sarf ediyor :

” Yalnız kalın. Keşfetmenin sırrı budur. Ancak yalnız kaldığınızda yeni fikirler bulabilirsiniz. ”

Verimliliği Artırır

Karantina sürecinde, dijital dünyaya karşı bağlılığımızın artmasıyla birlikte çok fazla dikkat dağıtıcıya maruz kalmaya başladık. Bu durum, odaklanmamızı biraz zorlaştırsa da dijital araçların daha fazla kullanılmasıyla birçok işte zaman kazanmamızı sağladı. Çoğu insan artık evinden çalışıyor ve normalde ulaşım ve iletişim gibi konularda yaşanan zaman kaybının önüne geçebiliyorlar. Bununla beraber, odaklanmaya ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırarak, yapmamız gereken şeyleri daha iyi şekilde ve daha kısa sürede yapabiliyoruz.

Kişisel Farkındalığa Katkı Sağlar

Kendimizle zaman geçirmek; iç dünyamıza odaklanmamıza, duygu ve düşüncelerimizin farkında olmamıza yardımcı olur. Bu da kendimizi keşfetmemize ve gerçekten ne yapmak istediğimizi anlamamıza olanak sağlar. Sosyal izolasyon süresince kendimizle geçirebileciğimiz oldukça fazla vaktimizin olması da kişisel farkındalığımızı kazanmak için güzel bir fırsat olabilir.

İnsanları Daha İyi Anlamamızı Sağlar

İnsanlardan ayrı kalmak, ilginç bir şekilde onlarla olan ilişkilerimizi daha güçlü hale getirmemize yardımcı olabilir. İletişimde olduğumuz insanlara karşı belirli bir miktar bağımsızlık kazandığımızda, aslında ilişkiyi taze tutmuş oluruz. Çünkü; yalnız zaman geçirmek, başkalarıyla geçirdiğimiz zamanı daha değerli ve zengin bir deneyime dönüştürür. İnsanlarla çok fazla zaman geçirmek ise bu deneyimi hafife almanıza yol açabilir. Ayrıca yalnız kalmak, farkındalığımızı ve empati yeteneğimizi geliştirdiği için başkalarını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Sosyal İzolasyonun Olumsuz Etkileri

Yalnızlığa Yol Açabilir

Bu madde sizin için o kadar şaşırtıcı olmayabilir ama mutlu bir şekilde yalnız zaman geçirmek ile yalnız hissetmek arasındaki ayrımın yapılması gerekir. Bazı insanlar (çoğunlukla içe dönük olanlar) kendi başlarına olmaktan hoşlanırken, diğerleri bunu tamamen yıkıcı bulabilir. Yalnızlık hissi, başkalarıyla ilişki kuramamanın ve aidiyet duygusunun eksikliği ile ilişkilendirilebilir. Bu eksiklikler de yanlış anlaşıldığımızı, beğenilmediğinizi veya sevilmediğimizi hissetmemize neden olabilir. Öte yandan, yalnız hissetmek için yalnız kalmamıza gerek olmayabilir, ünlü psikiyatr Carl Gustav Jung bu konuyu şu sözlerle ifade etmiştir:

“Yalnızlık, etrafınızda hiç kimsenin olmamasından değil, sizin için önemli görünen şeyleri başkalarına anlatamamaktan kaynaklanır. “

Ruhsal ve Fiziksel Rahatsızlıklara Neden Olabilir

Yapılan araştırmada yalnız kalmaya başlayan bir insanın beyninin biyokimyasal ve yapısal olarak farklılaştığı gözlemlendi ve sosyal izolasyon sürecinin depresyona neden olabileceği öne sürüldü. Bu çalışmaya göre ne kadar uzun süre yalnız kalırsak, beynimizde gerçekleşen bu farklılaşma o kadar kalıcı hale geliyor ve bu da kendimizi iyi hissetmek üzere yapabileceğimiz şeyler için güç ve enerji elde etmemizi zorlaştırıyor. Depresyondan farklı olarak, kronik yalnızlığın kalp hastalığı gibi fiziksel rahatsızlıklara neden olabileceğini gösteren çalışmalar bile var.

Öz Eleştiriye Daha Yatkın Hale Getirir

Bildiğimiz üzere içimizdeki ses her zaman olumlu şeyler söylemiyor. Tek başımıza zaman geçirirken, kendimizi olumsuz şeyler hakkında düşünürken veya kendimizi eleştirirken bulabiliyoruz. Bu durum da kendimize gereksiz yere baskı uygulamamıza ve yetersiz hissetmemize neden olabiliyor. Karantina sürecinde etkisi altında kaldığımız bu olumsuz düşünceler ve yetersizlik hissi, sosyal medyada gördüklerimizle de birleşince akıl sağlığımız için kötü sonuçlar doğurabiliyor.

Sonuç

Kesinlikle kendimizle zaman geçirmeye ihtiyacınız var, bu gerçeğin farkına varmalıyız. Bununla birlikte, çok fazla yalnız kalmak, sadece ruh sağlığımız için değil fiziksel sağlığımız için de ciddi sorunlara neden olabilir.

Burada dikkat etmemiz gereken konu sağlıklı olanla olmayan yalnız zamanı ayırt etmek. Eğer içe dönük bir insansanız ve kendinizle zaman geçirmekten keyif alıyorsanız yalnız kalmak sizin için faydalı olabilir. Buna karşın, yalnız geçirdiğiniz zaman sizi yetersiz hissettiriyorsa ve olumsuz düşüncelere sürüklüyorsa yalnız kalmak çok iyi bir fikir olmayabilir.

Kaynak: 1 , 2 , 3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.